2026’da Türkiye’de Yeni Siber Güvenlik Yasası ile Uyum Süreci Gündemin Merkezine Yerleşiyor
Türkiye, geçtiğimiz yıl siber güvenlik alanında kritik bir eşiği geride bıraktı. Ancak asıl dönüşümün, yasanın uygulama ve uyum etkilerinin sahaya yansıdığı 2026 yılında daha net biçimde hissedilmesi bekleniyor. Türkiye’nin öncü siber güvenlik şirketlerinden Karmasis, yeni dönemde siber güvenliğin kurumlar için artık bir tercih değil, operasyonel bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekiyor.
Mordor Intelligence’ın Türkiye Siber Güvenlik Pazarı 2025 raporuna göre, Türkiye’de siber güvenlik yatırımları son iki yılda belirgin şekilde artış gösterdi. Regülasyonların etkisiyle bu büyümenin önümüzdeki dönemde daha da hızlanması öngörülüyor. 2026 itibarıyla siber güvenlik, pek çok kurum için isteğe bağlı bir teknoloji alanı olmaktan çıkarak, iş sürekliliğinin temel unsurlarından biri haline geliyor.
Yeni Yasa, Siber Güvenliği Stratejik Bir Yönetim Başlığına Taşıyor
19 Mart 2025’te yürürlüğe giren 7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu, kamu ve özel sektörü kapsayan yapısıyla siber güvenliği yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkararak, kurumsal ve stratejik bir yönetim alanı olarak yeniden tanımlıyor. Bu düzenleme, 2026 yılında Türkiye’de siber güvenlik gündeminin merkezinde yer alacak başlıklar arasında öne çıkıyor.
Yeni yasal çerçeveyle birlikte, ulusal çıkarların korunmasına yönelik kapsam genişlerken; kamu kurumları ve özel sektör dahil olmak üzere çok sayıda aktör yasal sorumluluk alanına dahil ediliyor. Siber güvenlik politikalarının merkezi bir yapı üzerinden koordine edilmesi hedeflenirken, kurumların denetime hazır, şeffaf ve sürdürülebilir güvenlik yaklaşımları benimsemesi bekleniyor.
Uyumluluk, 2026’da Denetimden Operasyona Taşınıyor
Türkiye’nin öncü siber güvenlik şirketlerinden Karmasis, yeni dönemde uyumluluğun yalnızca mevzuata uygunlukla sınırlı kalmayacağını vurguluyor. Sürekli izleme, kayıt altına alma, erişim hareketlerinin şeffaf şekilde takip edilmesi ve denetime hazır olma yaklaşımı, siber güvenliğin temel bileşenleri arasına giriyor.
Yeni yasa, kurumları yalnızca teknik yatırımlara değil; aynı zamanda yönetsel reflekslerini, karar alma süreçlerini ve kriz yönetimi yetkinliklerini yeniden tanımlamaya zorluyor.

“2026, Siber Güvenliğin Operasyonel Bir Gereklilik Haline Geldiği Yıl Olacak”
Karmasis Strateji ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Gürer, yeni yasanın kurumlar açısından anlamını şu sözlerle değerlendiriyor:
“Yeni Siber Güvenlik Kanunu, Türkiye’de siber güvenliğe bakış açısını köklü biçimde değiştirdi. 2026, kurumların siber güvenlik dayanıklılıklarını ölçülebilir ve sürdürülebilir şekilde ortaya koymak zorunda kalacağı bir yıl olacak. Bu süreçte uyum, teknik yeterlilikten çok, kurumsal hazırlık seviyesiyle ölçülecek.” Gürer’e göre siber güvenlik artık yalnızca teknoloji ekiplerinin sorumluluğunda olan bir konu değil: “Siber güvenlik; kurumsal yönetim, risk planlama ve iş sürekliliği stratejilerinin merkezine yerleşti. Bu nedenle uyumu yalnızca bir regülasyon gereği olarak görmek eksik kalır. Artık uyum, kurumların uzun vadeli rekabet gücünü ve itibarını koruması anlamına geliyor.”
Karmasis’ten Kurumlara 2026’ya Özel Siber Güvenlik Önerileri
Türkiye’nin öncü siber güvenlik şirketlerinden Karmasis, kurumların 2026’ya girerken siber güvenlik uyum sürecini sürdürülebilir kurumsal dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olarak ele almaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bu kapsamda öne çıkan başlıca öneriler şöyle:
- Siber güvenliği üst yönetim gündemine taşıyın: Siber riskler, teknik ekiplerin operasyonel sorunu olmanın ötesinde, yönetim kurullarının doğrudan takip etmesi gereken stratejik risk başlıkları arasında yer almalı.
- Uyumluluğu belgeleyebilir ve denetlenebilir hale getirin: Süreçler, roller ve müdahale senaryoları yalnızca tanımlı değil; düzenli olarak test edilen ve raporlanabilen yapılarla desteklenmeli.
- Sürekli izleme ve erken uyarı mekanizmalarını güçlendirin: 2026’da siber güvenlik, olay sonrası müdahaleden çok, riskleri gerçekleşmeden önce görünür kılan izleme kabiliyetleriyle değerlendirilecek.
- İş sürekliliği ve siber güvenliği birlikte ele alın: Siber olaylar yalnızca veri güvenliği değil; operasyonel duruş, müşteri güveni ve itibar kaybı riski anlamına geliyor. Bu nedenle siber güvenlik planları, iş sürekliliği senaryolarıyla entegre düşünülmeli.
- Teknoloji yatırımlarını insan ve süreç boyutuyla destekleyin: Güçlü altyapılar, doğru yetkinlikler ve net sorumluluk tanımlarıyla birleşmediğinde beklenen etkiyi yaratmıyor. 2026’da kurumlar, siber güvenlik olgunluk seviyeleriyle değerlendirilecek.









