Saldırganlar Artık Kimliğinize Bürünüyor!
Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, 28 Ocak Veri Güvenliği Günü kapsamında iş dünyasını siber saldırıların değişen yüzüne karşı uyardı. Yıllardır veri güvenliğinin temel taşı olarak görülen güvenlik duvarlarının yerini artık “kimlik güvenliğinin” aldığını belirten WatchGuard CSO’su Corey Nachreiner, saldırganların kaba kuvvet yerine yapay zeka destekli sosyal mühendislik yöntemlerine yöneldiğine dikkat çekiyor.
Teknolojinin hızla evrilmesi ve iş süreçlerinin dijital ortamlara taşınmasıyla birlikte siber tehditlerin yapısı kökten değişiyor. WatchGuard’ın küresel tehdit analizlerine ve gözlemlerine göre, tehdit aktörleri artık aylar süren karmaşık kod kırma girişimleri yerine, doğrudan kurumsal ağların meşru anahtarına sahip olan kullanıcıları hedef alıyor. Özellikle yapay zeka destekli dil modelleriyle kusursuz hale getirilen oltalama e-postaları, gerçeğinden ayırt edilemeyen sahte indirme bağlantıları ve ses/görüntü taklidi yapan “deepfake” teknolojileri, en bilinçli ve eğitimli kullanıcıları dahi tuzağa düşürerek büyük veri ihlallerine zemin hazırlıyor. Saldırganlar bir kez geçerli bir kimlik elde ettiğinde, geleneksel güvenlik duvarlarının arkasında “yetkili bir kullanıcı” maskesiyle sessizce hareket edebiliyor. Bu durum, veri güvenliğinin artık sadece aşılamaz duvarlar örme sorunu olmaktan uzak, kritik veriye ulaşan her adımda “kimlik doğrulama” ve “erişim yönetimi” sağlama meselesi olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Yetkili Kullanıcı Maskesi Altındaki Tehlike
Geleneksel savunma stratejileri, büyük ölçüde dışarıdan gelen izinsiz girişleri engellemek üzerine kurgulanmıştır ancak kimlik tabanlı saldırılar bu yapıyı geçersiz kılıyor. Bir siber suçlu, çaldığı kimlik bilgileriyle sisteme giriş yaptığında, güvenlik protokolleri doğal olarak onu bir “tehdit” olarak değil, “yetkili personel” olarak algılıyor. Bu “görünmezlik” avantajı, saldırganların ağ içinde yatay hareketlerle ilerlemesine, yetkilerini yükseltmesine ve en hassas verilere alarm sistemlerini tetiklemeden ulaşmasına olanak tanıyor. Dolayısıyla, modern veri güvenliğinde savunma hattının artık ağın fiziksel sınırlarını aşarak, doğrudan kullanıcının kimliğinde ve cihazında başlaması kritik bir zorunluluk haline gelmiştir.

“Bütünleşik Yaklaşım, Saldırıları Durdurur”
Veri gizliliği riskinin artık teknik sızmalardan çok, güvenilen erişimin kötüye kullanılmasıyla ilgili olduğunu vurgulayan WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu (CSO) Corey Nachreiner “Günümüzde veri gizliliği riski, saldırganların kimlikleri ele geçirilmesinden ve güvenilen erişimin kötüye kullanılmasından kaynaklanıyor. Siber saldırganların kimlik bilgilerini çalmak, meşru kullanıcıları taklit etmek ve verileri sessizce dışarı sızdırmak için sosyal mühendisliğe ve yapay zeka destekli aldatma yöntemlerine çok daha fazla güvendiğini görüyoruz. Birçok durumda bu saldırılar, aldatıcı bir bağlantı veya indirme işlemi kadar basit bir şeyle başlıyor. Bu da teknik kontrollerin yanı sıra kullanıcı farkındalığının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu nedenle veriyi korumak artık kimlik, uç nokta ve ağ korumalarını birleştiren daha basit ve bütünleşik bir yaklaşım gerektiriyor. Bu katmanlar birbirinden kopuk yapılar halinde çalıştığında, saldırganların hızla istismar edebileceği boşluklar ortaya çıkıyor. İndirme kaynaklarını doğrulamak, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanmak ve güçlü kimlik bilgisi güvenliği sağlamak gibi basit önlemler, kimlik bilgileri hedeflendiğinde dahi saldırganları durdurabiliyor. Kuruluşlar bu uygulamalarla, kimlik hırsızlığı gibi bir veri ihlaline, yasal yaptırıma veya uzun vadeli itibar kaybına dönüşmeden önce saldırıları çok daha erken bir aşamada kesintiye uğratıyor.” açıklamalarında bulundu.










