Şubat 11, 2026




Fotoğrafın Dönüştürücü Gücü

Fotoğrafın Dönüştürücü Gücü

Bir İberya vaşağı ile yaşadığı tesadüfi karşılaşma, Alexandra Surkova için yalnızca bir fotoğraf karesi değil; hayatını, bakış açısını ve başkalarına ilham verme biçimini değiştiren bir dönüm noktası oldu.

Fotoğrafın değişim yaratma gücü sıkça dile getirilir; Alexandra Surkova ise bu gücü birebir deneyimleyenlerden. Bir dönem sokak fotoğrafçılığı yapan Surkova, tutkularının yönünü İber Yarımadası’nda yaklaşık bir milyon yıldır yaşadığı düşünülen İberya vaşağına çevirdi. Yok olmanın eşiğine gelen bu türün sayısı, yalnızca 20 yıl önce 94 bireye kadar düşmüştü. Bugün ise sürdürülen koruma çalışmaları sayesinde popülasyon yaklaşık 2.000’e ulaştı. Bu gelişme, Avrupa için umut verici bir başarı hikayesi olarak görülüyor.

“Bir vaşakla ilk karşılaşmam her şeyi değiştirdi,” diyor Surkova. 2020 yılında COVID-19 kapanmaları sırasında, kendisine hediye edilen bir telefoto lensle birlikte fotoğraf yolculuğu bambaşka bir yöne evrildiğini şu sözlerle dile getiriyor:

“Beş yıl önceydi. Çekim yapmak için dışarı çıktım ve vaşağı gördüm. Ellerim titriyordu. Fotoğrafların yarısı bulanıktı ama o an, gelecekteki hayatımın tam olarak orada olduğunu hissettim. O gece yaşadığım heyecan yüzünden uyuyamadım. Doğada görülmesi son derece nadir, inanılmaz derecede ürkek bir hayvanla karşılaşmıştım. Bugün bile sahada tek başımayken vaşağı gördüğümde ellerim titremeye başlıyor. Bu asla sadece bir fotoğraf değil. Zamansız bir şeyle kurulmuş bir bağ gibi. Kendimden çok daha büyük bir bütünün parçası olduğumu hatırlatıyor.”

Bu karşılaşmanın ardından Alexandra, kendini yaban hayatı fotoğrafçılığına adadı.  Pek çok türü fotoğraflasa da vaşak, onun için her zaman ayrı bir yerde duruyor.

İberya vaşakları genellikle açık arazilerde, özel mülkiyete ait geniş zeytinliklerin içinde ve çevresinde yaşıyor. Yaşlı ve içi oyulmuş zeytin ağaçları, kayalık alanlar ve çalılıklar onlar için doğal bir sığınak oluşturuyor. Ancak bu bölgelerin tercih edilmesinin en önemli nedeni oldukça net; “Buralar tavşan açısından çok zengin. Vaşağın temel besin kaynağı tavşan. Zeytin ağaçlarının sağladığı gölgeyi örtü olarak kullanan vaşaklar, sabırla avlarını bekliyor.

“Bu davranışları gözlemlediğinizde, vaşağın nerelerde besin arayacağını da tahmin edebiliyorsunuz. Özellikle günün en sıcak saatlerinde gölgede kalacakları ya da avlanacakları alanları bu şekilde belirliyoruz.” diye ifade ediyor Surkova.

Zeytinliklerde yaz aylarında sıcaklık 40°C’nin, hatta 50°C’nin üzerine çıkabiliyor. Kışın ise manzara tamamen değişiyor; hava sıcaklığı -3°C’ye kadar düşebiliyor. Bu sert koşullar, vaşakları fotoğraflamayı Alexandra için ciddi bir fiziksel dayanıklılık testine dönüştürüyor. Surkova, vaşak görüldüğüne dair haber aldıktan sonra Sony Alpha 1 II kamerası ve telefoto lensleriyle yola çıkıyor.

“Vaşağı gördüklerinde beni arayan bir arkadaşım var,” diye anlatıyor Surkova. “Genellikle iki büyük arazi arasındaki bir geçiş noktasından geçiyorlar. Bazen o bölgeye girmelerini beklemek için bir hafta boyunca beklediğim oluyor. On iki, hatta on dört saat boyunca tamamen sessiz kalmam gerekiyor. Ve bazen hiçbir şey göremeden dönüyorum.”

Hayvanlarla çalışmanın getirdiği sorumluluğun farkında olan Alexandra, vaşak gibi hayvanların yarattığı hayranlığı ve hikayelerini paylaşırken, ortaya koyduğu işin mutlaka olumlu bir etki yaratması gerektiğini biliyor. “Bazen” diye söze başlıyor, “bu hayvanları korumak için çok şey yapmanız gerekmez. Bazen yapılması gereken tek şey, zarar vermemektir.”

Sosyal medyada geniş bir kitleye sahip olan Alexandra, yalnızca görüntülerinin değil, kullandığı kelimelerin de gücünün son derece farkında.

“Konuştuğum kişiler sadece arkadaşlarım ve ailem değil. Şu anda yaptıklarımı izleyen çok sayıda insan var. Bazen hiç düşünmeden bir hayvanın konumunu ifşa edebilirsiniz ve ertesi gün o hayvan öldürülebilir. Bu çok büyük bir sorumluluk.” 

Alexandra’ya sosyal medyada gelen beklenmedik bir mesaj, fotoğrafın doğru amaçlarla kullanıldığında ne kadar güçlü olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

“Vaşağı fotoğraflamaya başladıktan yaklaşık bir yıl sonraydı. Bir avcıdan mesaj aldım. Uzun süredir beni takip ettiğini yazdı. Fotoğraflarımı gördükten sonra bir kamera satın almış. Tüfek yerine kamerayla doğaya çıkmaya karar vermiş. O an, içimde her şey değişti.”

Bu mesaj, fotoğrafın yalnızca görüntü üretmekten ibaret olmadığını kanıtlıyor. “Bu, hayvanların fotoğraflarını göstermekten çok daha fazlası,” diyor Surkova. “Bu bir dönüşüm meselesi. İnsanlarda duygu uyandırmakla ilgili.”

Surkova bu anı “Görev tamamlandı” sözleriyle tanımlıyor. Çünkü yaptığı iş bir kişiyi değiştirebildiyse, bunun çok daha fazla insana da dokunabileceğini fark ediyor.

Alexandra’nın Ekipmanları:

  • Sony α1 II
  • Sony α1
  • FE 600 mm f/4 GM OSS
  • FE 400 mm f/2,8 GM OSS
  • FE 300 mm f/2,8 GM OSS