Şubat 20, 2026




Telematiğin Değişen Dili: Görüntü & Yapay Zekâ

Telematiğin Değişen Dili: Görüntü & Yapay Zekâ

 

Araç takip ve telematik dünyasında köklü bir dönüşüm yaşanıyor.Peki bu dönüşüm tam olarak ne anlama geliyor? Artık mesele yalnızca araçların nerede olduğunu bilmek değil.

Asıl soru şu:

Araçlardan gelen verilerle ne kadar öngörebiliyor, ne kadar yönetebiliyoruz?

Küresel araç takip ve telematik pazarı büyümesini sürdürürken, yapay zekâ ve video telematik (araç içi kamera) teknolojileri sektörün yönünü veri odaklı, yüksek katma değerli çözümlere çevirmiş durumda. Türkiye’de de regülasyonların etkisiyle hızlanan bu dönüşüm; güvenlikten operasyon yönetimine kadar birçok alanda yeni bir standart oluşturuyor.

Bu yeni dönemde Arvento, yapay zekâ, video telematik (araç içi kamera)  ve mobilite entegrasyonlarına yaptığı yatırımlarla öne çıkıyor. Yirmi yıllık sektör deneyimi boyunca Arvento, araç takip teknolojilerini yalnızca izleme çözümleri olarak değil; veri, yapay zekâ ve operasyonel öngörü katmanlarıyla birlikte ele alan yaklaşımıyla Türkiye’de telematiğin dönüşümünde referans noktalarından biri olarak konumlanıyor.

 

Telematikte beklentiler neden değişiyor?

Araç takip sistemi pazarı büyürken, beklentilerin yönü de değişiyor. Çünkü şirketler artık yalnızca araçları görmek değil; operasyonun tamamını daha akıllı yönetmek istiyor.

Bugün filolar için kritik başlıklar netleşmiş durumda: operasyonel verimlilik, risk yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği, mal güvenliği ve regülasyon uyumu.

Bu ihtiyaçlar, telematiği operasyonel bir araçtan çıkarıp; stratejik bir yönetim ve güvenlik katmanına dönüştürüyor. Tam da bu noktada video telematik çözümleri belirleyici hale geliyor.

Video Telematik Dönemi

Telematik dünyasında uzun yıllar boyunca temel odak konum, hız ve sensör verileriydi.
Bugün ise yeni ve kritik bir veri katmanı devrede: Görüntü verisi.

Video telematik çözümleri, araçlardan gelen veriyi görsel bağlamla birlikte ele alarak operasyon yönetiminde daha derin bir perspektif sunuyor. Yapay zekâ destekli video analitiği sayesinde sistemler yalnızca kayıt yapan yapılardan çıkıp; riskleri algılayan, davranışları yorumlayan ve karar süreçlerini besleyen akıllı mekanizmalara dönüşüyor.

Örneğin bir kargo operasyonunda yaşanan ani fren ya da sert manevra anında, sistem yalnızca sürüş verisini değil; trafikteki yoğunluk, takip mesafesi ve sürücünün dikkat durumunu birlikte değerlendirebilir. Böylece olayın nedeni daha net analiz edilirken, operasyonel riskler de veri temelli şekilde yönetilebilir.

Benzer şekilde yolcu taşımacılığı gibi güvenliğin kritik olduğu senaryolarda, sürücünün dikkat dağınıklığı ya da yorgunluk belirtileri erken aşamada tespit edilebilir. Bu sayede potansiyel riskler henüz kazaya dönüşmeden görünür hale gelir.

Böylece görüntü verisi, pasif bir kayıt olmaktan çıkıp; karar destek ve risk analizinin aktif bir bileşenine dönüşüyor.

Arvento Araç İçi Kameralar: İzlemenin Ötesinde

Video telematik teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte araç içi kameralar da yeni bir rol üstleniyor. Yapay zekâ ile akıllandırılmış araç içi kamera sistemlerinin, araç takip teknolojileriyle entegre çalışması sayesinde kameralar artık yalnızca görüntü kaydı yapan pasif donanımlar değil; sürüş dinamiklerini, sürücü davranışlarını ve çevresel riskleri birlikte değerlendirebilen akıllı sistemlere dönüşüyor.

Bu entegrasyon, görüntü verisini konum, hız ve sensör verileriyle birlikte anlamlandırarak video telematiği bağımsız bir donanım katmanından çıkarıp, bütünsel bir operasyon ve risk yönetimi altyapısına dönüştürüyor.

Gelişmiş ADAS (Advanced Driver Assistance System) ve DMS (Driver Monitoring System) yetkinlikleri, çözümü klasik kamera sistemlerinden ayrıştıran temel katmanlardan birini oluşturuyor. Sürüş sırasında şerit ihlali, çarpışma riski ve takip mesafesi gibi kritik parametreler analiz edilirken; sürücünün dikkat dağınıklığı, yorgunluk belirtileri, mobil telefon kullanımı ve diğer riskli davranış kalıpları da sistem tarafından algılanabiliyor. Bu yapı sayesinde kamera, yalnızca görüntü üreten bir bileşen değil; riskleri erken aşamada görünür kılan bir sürüş zekâsı katmanına dönüşüyor.

Kritik operasyonlarda uzaktan canlı ve kayıt bazlı video izleme yetkinliği; saha ile merkez arasındaki görünürlüğü artırırken, kaza ve hasar süreçlerinde güvenilir kanıt altyapısı sağlıyor. Görüntü verisi böylece yalnızca kayıt değil, karar destek ve analiz mekanizmasının aktif girdisi haline geliyor.

Sistemin manipülasyon algılama yetkinlikleri ise video telematik çözümlerinde giderek daha kritik hale gelen bir başka güvenlik katmanını temsil ediyor. Lens kapatma, görüş alanını engelleme ya da kayıt sürekliliğini etkileyebilecek müdahaleler sistem tarafından tespit edilerek veri bütünlüğü korunabiliyor.

 

Mal Güvenliğinden İSG’ye: Güvenlikte Yeni Standart

Video telematik (araç içi kamera) sistemlerinin etkisi, sürüş güvenliğinin ötesine uzanıyor. Filo operasyonlarında bu çözümler; araç, taşınan yük ve operasyonel süreçlerin birlikte korunmasını sağlayan bütünsel bir güvenlik katmanı oluşturuyor.

Özellikle mal güvenliği açısından görüntü verisi, operasyonel süreçlerin görünürlüğünü artıran kritik bir unsur haline geliyor. Hasar, kayıp ya da operasyonel belirsizlik durumlarında sistemler; olayların bağlamını netleştiren, değerlendirme süreçlerini somut verilerle destekleyen güvenilir bir referans çerçevesi sunuyor. Bu yaklaşım, yalnızca risklerin yönetimini değil, operasyonel şeffaflığı da güçlendiriyor.

Benzer bir dönüşüm iş sağlığı ve güvenliği (İSG)  alanında da kendini gösteriyor.

İSG artık yalnızca prosedürler ve saha uygulamalarıyla sınırlı bir yapıdan çıkıp; veri ve görüntü temelli sistemlerle desteklenen daha dinamik bir güvenlik modeline evriliyor. Sürücünün dikkat durumu, yorgunluk belirtileri, emniyet kemeri ihlalleri ve riskli sürüş davranışları gibi kritik parametreler erken aşamada tespit edilebiliyor.

Bu sayede güvenlik yaklaşımı reaktif müdahalelerin ötesine geçerek; önleyici ve proaktif risk yönetimi perspektifiyle şekilleniyor. Yapay zekâ destekli araç içi kamera sistemleri, operasyonel güvenlik ile İSG uygulamaları arasında güçlü bir bağ kurarak kurumlara ölçümlenebilir, sürdürülebilir ve veriyle desteklenen bir güvenlik altyapısı sunuyor.

 

Telematik artık yalnızca filoların konusu değil

Video telematik çözümleri, son dönemde yalnızca bireysel kullanıcı tarafında değil; araç sayısı sınırlı olan, geleneksel filo yapısına sahip olmayan küçük ve orta ölçekli işletmeler nezdinde de giderek daha görünür hale geliyor. Bu ilginin temelinde yalnızca teknolojik merak değil; değişen mobilite alışkanlıkları, artan güvenlik beklentileri ve operasyonel belirsizlikleri azaltma ihtiyacı yer alıyor.

Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte araç teknolojilerine yönelik farkındalık artarken, sürüş güvenliği ve araç içi görünürlük kavramları bireysel kullanıcılar için de daha belirleyici hale geliyor. Özellikle kaza, hasar ve sigorta süreçlerinde güvenilir kanıt ihtiyacı, video telematik çözümlerini bireysel kullanım senaryolarında önemli bir referans noktası haline getiriyor.

Bu yeni dönemde video telematik, bireysel kullanıcı açısından yalnızca ek bir donanım değil; araç güvenliği, sürüş farkındalığı ve kanıta dayalı değerlendirme süreçlerinin tamamlayıcı bileşenlerinden biri olarak konumlanıyor.