Mart 5, 2026




Orta Doğu’da gerilim tırmanıyor: Enerji gündemin merkezinde, riskler genişliyor

Orta Doğu’da gerilim tırmanıyor: Enerji gündemin merkezinde, riskler genişliyor

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasındaki askeri gerilimin tırmanması enerji piyasaları üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Henüz büyük ölçekli bir arz kesintisi bildirilmemiş olsa da Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler çatışmanın devam etmesi halinde küresel ekonomi için tehdit oluşturuyor.

Temel göstergeler:

  • Küresel petrol tüketiminin %20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
  • Uzun süreli bir kesinti yaşanması durumunda Brent petrolü varil başına 147 ABD Doları’na kadar çıkarak tarihî bir seviyeye ulaşabilir.

Coface Sektör Araştırmaları Başkanı Ruben Nizard “Şu an için en olası senaryo olarak görülen birkaç gün ya da hafta ile sınırlı bir çatışma yalnızca sınırlı bir etki yaratacaktır. Ancak çatışmanın devam etmesi durumunda makroekonomik etkisi önemli olabilir ve enerji fiyatları meselesinin ötesine geçebilir” dedi.

Enerji piyasalarında kısa vadede hemen hissedilen bir etki

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, enerji piyasaları açısından önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Pazartesi sabahı işlemlerin açılmasıyla birlikte Brent petrolü %10’dan fazla yükseldi; bu artış esas olarak doğrudan ve somut arz kesintilerinden ziyade jeopolitik risk primindeki yükselişi yansıtıyor.

Bu tırmanıştan önce petrol piyasaları büyük ölçüde arz fazlası durumundaydı. OPEC+ dışı üreticilerin sağladığı bol arz ve hızlı stok yenilemeleri fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyordu (2025 yılında ortalama varil fiyatı 68 ABD Doları). Ancak çatışma, arz güvenliğine ilişkin aşırı belirsizliği yeniden gündeme getirerek dengeleri değiştiren bir gelişme oldu.

Stratejik bir enerji boğazı olan Hürmüz Boğazı

Başlıca risk, dünya genelinde tüketilen petrolün yaklaşık %20’sinin ve deniz yoluyla taşınan ham petrol sevkiyatlarının yaklaşık %30’unun geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yoğunlaşıyor. Mevcut aksaklıklar şimdiden fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Bu boğazı devre dışı bırakabilecek alternatif kapasite sınırlı ve büyük bir şoku absorbe etmek için yetersiz. Uzun süreli ya da tekrarlanan kesintiler, Brent petrol fiyatını üç haneli seviyelere taşıyabilir; Şubat 2022’de görülen zirvenin (122 ABD Doları/varil) hatta 2008’deki rekorun (147 ABD Doları/varil) aşılması ihtimali bulunuyor.

Petrol: Altyapı tahribatı riski

İran bölgenin en büyük üreticisi olmasa da arzında yaşanacak bir kesinti zaten kırılgan olan piyasalar üzerinde anında etki yaratır. Günde 3 milyon varilin üzerinde üretim yapan ve bunun yaklaşık 1,5 milyon varilini — ağırlıklı olarak Çin’e — ihraç eden İran’da yaşanacak bir kesinti, özellikle Asya’daki alıcıların daha pahalı alternatiflere yönelmesine neden olur ve petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırır.

İran arzındaki olası kesinti ya da Hürmüz Boğazı’nın kapanması riskinin ötesinde, İran’ın Körfez’deki diğer ülkelerin petrol altyapısını hedef alması ihtimali de bulunuyor. Böyle bir durumda etkiler, hasarın boyutuna ve kesintinin süresine bağlı olacaktır. OPEC+’ın yaklaşık 4–5 milyon varil/gün seviyesindeki yedek kapasitesinin sınırlı ve büyük ölçüde Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde yoğunlaştığı bir ortamda, lojistik ticaret akışlarının da aksama riski bulunuyor.

Petrolün çok ötesine uzanan zincirleme etkiler

Riskler yalnızca petrol piyasasıyla sınırlı değil. Hürmüz Boğazı, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), gübre, endüstriyel metaller (alüminyum) ve petrokimyasalların taşınması açısından da kritik bir geçiş noktası. Ayrıca bölgesel gerilimin tırmanması durumunda Bab el-Mendeb veya Süveyş Kanalı gibi diğer stratejik geçiş noktaları da etkilenebilir. Bu durum navlun maliyetleri ile deniz taşımacılığı sigorta primlerinin artmasına yol açabilir.

Tedarik zincirlerinde yaşanan bu kademeli aksama, özellikle enerji ithalatına en bağımlı ekonomiler için artan bir kıtlık riski ve enflasyonist baskılar oluşturuyor.

Uzun vadeli risk: küresel makroekonomik şok

Petrol fiyatlarının varil başına 100 ABD Doları’nın üzerinde kalması gibi aşırı bir senaryo, küresel enflasyonda yeni bir sıçramaya yol açabilir ve merkez bankalarını para politikasında gevşeme stratejisinden vazgeçerek yeniden geniş çaplı sıkılaşmaya yönelmeye zorlayabilir. Brent petrol fiyatında uzun süreli 15 ABD doları seviyesinde bir artış, küresel büyümeyi yaklaşık 0,2 puan azaltabilir ve enflasyona yaklaşık 0,5 puan ekleyebilir. Böyle bir ortamda, zayıf büyüme ile yüksek enflasyonun birleştiği stagflasyon riski yeniden küresel ekonomi için güçlü bir tehdit haline gelebilir; bu durum işletmeler ve uluslararası ticaret açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.