Sosyal Medya

Güncel Teknoloji

Afetlere sanal simülasyonlarla hazırlanılabilir

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce) Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, özellikle doğal afetlerde önemi bir kez daha anlaşılan bilişim uygulamalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

 

Afetlere sanal simülasyonlarla hazırlanılabilir…

 

Bilişim uygulamaları, afetlerde de öne çıkıyor…

 

Hayatımızı kolaylaştıran bilişim uygulamalarının önemi, deprem felaketinde bir kez daha anlaşıldı. Deprem gibi doğal afetlerin öncesinde ve sonrasında bilişim uygulamalarını kullanıldığına dikkat çeken uzmanlar, son Kahramanmaraş depreminde olduğu gibi, sivil toplum kuruluşlarının Twitter gibi mecralar üzerinden kişilerin paylaştığı bilgilere dayanarak olay yerlerine ulaştığına dikkat çekiyor. Akıllı telefonların, erken uyarı sistemlerini tamamlayan en önemli araçlardan olduğunu belirten uzmanlar, İHA’ların da yer ve hasar tespitindeki önemine işaret etti. Uzmanlar, afetlere hazırlık sürecinde sanal simülasyonların kullanılabileceğini, sanal simülasyonlar kullanılarak bir metaverse ortamında gerçeğe çok yakın senaryolar ile eğitimin sağlanabileceğini vurguluyor.   

 

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce) Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, özellikle doğal afetlerde önemi bir kez daha anlaşılan bilişim uygulamalarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Her türlü afet süreci ve stratejisi önceden planlanmalıdır

Yaşanılan ve yaşanması muhtemel krizler bir süreç olarak ele alındığında oluşum ve gelişim aşamaları olduğunu belirten Gamze Nilsu Çolak,

“Eğer oluşum aşamasında gerekli kriz yönetimi yapılamaz, önlemler alınmaz ve riskler azaltılmazsa, kriz gelişim aşamasına sevk edilmiş olur. Örneğin afetlere müdahale edilirken çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluşlar hatta vatandaşlar, tüm iyi niyetiyle aynı anda aksiyon almaya çalıştığı için ortaya bir koordinasyonsuzluk çıkabilmektedır. Daha önceki afet tecrübeleri göstermiştir ki her türlü afet sürecinin hazırlığı, planları ve stratejisi önceden belirlenmelidir. Bu hazırlıklar yapılırken yapay zekadan faydalanılarak tüm senaryolar kriz öncesinde hazırlanıp işlenebilir. Oluşturulan bu senaryolara karşı olası eylem planları oluşturulur.” dedi.

Afetlere hazırlık sürecinde sanal simülasyonlar kullanılabilir

Afetlere hazırlık sürecinde sanal simülasyonların kullanılabileceğini kaydeden Gamze Nilsu Çolak,

“Var olan sistemlerle aktif olarak ilgilenen personeller ve gönüllüler, sanal simülasyonlar kullanılarak bir metaverse ortamında gerçeğe çok yakın senaryolar ile eğitilebilirler. Kriz anındaki yönetim başarılı bir iletişim süreciyle mümkündür. Hele ki saniyelerin insan hayatında etkili olduğu deprem gibi kriz anlarında, bilginin en doğru hali en hızlı şekilde yardım örgütlerine ve kitlelere aktarılmalıdır. Bu da birçok soruna çözüm sağlayan teknolojiyle ve bilişim uygulamalarıyla sağlanır.” diye konuştu.

Sosyal medya üzerinden paylaşılan bilgiler önemli veri sağladı

Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak, afetler için özel olarak geliştirilmiş uygulamaların yanı sıra kitle kaynak (crowdsourcing) denilen acil durum bilgi sisteminin oluşturulması süreciyle de sosyal medya üzerinden bilgi paylaşımı yapılabildiğini ifade etti. Çolak,

“11 ilimizi etkileyen Kahramanmaraş depreminde olduğu gibi, sivil toplum kuruluşları Twitter gibi mecralar üzerinden kişilerin paylaştığı bilgilere dayanarak olay yerlerine intikal etmektedirler. Sadece afet anında değil, afet öncesinde de toplumun afet risklerine karşı bilinç düzeylerinin arttırılması gibi hususlarda bilişim uygulamalarından ve sosyal mecralardan yararlanılmaktadır.” dedi.

 

Teknoloji krizlerin önlenmesinde de yer alabiliyor

Son dönemlerde doğal afetlere beşerî risklerin de eklendiğini kaydeden Araştırma Görevlisi Gamze Nilsu Çolak,

“Küresel ısınma, hızlı ve plansız şehirleşme, çevre kirliliği gibi etkenler insanlığı günden güne daha çok risk altında bırakıyor. Teknoloji sadece kriz durumlarında değil aslında bu krizlerin öngörülmesinde hatta belki önlenmesinde ya da en kötü senaryoda hazırlıklı olunabilmesinde de yer alıyor. Teknolojinin afet yönetiminde alabileceği rollerin var olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin sensörler, mobil internet ve nesnelerin interneti (IoT) ile toplanan verilerle ile gerçekleştirilen modeller sayesinde tehditler önceden tespit edilebilir ve modelleme sistemleri ile önlem alınması sağlanır. Örneğin sensörler sayesinde Avusturalya, Endonezya, Fransa gibi ülkeler denizlerdeki sismik hareketleri takip ediyor ve aykırı durumlar ile tsunamilerin erken tespitini sağlayabiliyor.” diye konuştu.

Arama kurtarmada “bilgi akışı” hayati önemde

Kriz esnasında teknolojinin yapabileceklerinin başında arama kurtarma çalışmalarına ilişkin bilgi akışının geldiğini kaydeden Çolak,

“Facebook, Twitter, WhatsApp gibi sosyal medya uygulamaları sayesinde gerçek zamanlı olarak yardım çalışmalarına ihtiyaç olan alanlara ekiplerin yönlendirilmesi sağlanıyor. Keza 2012 yılında Karayipler’de meydana gelen ve ilerleyen Sandy Kasırgası’nda, afet ile ilgili atılan 20 milyon tweet sayesinde yardım çalışmaları koordine edilebilmişti.” dedi

Mobil uygulamalar hayatı kolaylaştırabilir

Cep telefonlarına kolaylıkla indirilen bazı mobil uygulamaların da kriz durumlarında hayatı kolaylaştırabileceğini belirten Gamze Nilsu Çolak, “Bu düşük maliyetli aplikasyonlar, insanların ihtiyacı olan bilgileri sunarak afetten korunmayı ve hayatta kalmaya yönelik ipuçları almayı sağlıyor. Centers for Disease Control & Prevention (CDC), My Hurricane Tracker, QuakeFeed ise bunlardan bazıları. OneEvent isimli başka bir uygulama ise mekandaki ısı ve nem oranı gibi ibareleri takip ederek yangın ve su basması gibi durumları önceden bildirebiliyor.” dedi.

Akıllı telefonlar erken uyarı sistemlerinin tamamlayıcısı

Akıllı telefonların günümüzde erken uyarı sistemlerini tamamlayan en önemli araçlar olduğunu kaydeden Çolak, şunları söyledi:

“Akıllı telefonlar, erken uyarı sistemlerini tamamlayan en önemli araçlardan olup son teknolojiyle birlikte çok kısa sürede bölgedeki herkese ulaşarak coğrafi bilgi sistemlerinden de yardım alarak olay yerinin tam koordinatlarını ve kaçış noktalarını uygulamalar üzerinden gösterebilmektedir. Bazı mobil uygulamalar ise deprem anında internetin ve şebekelerin birden çöktüğü anlarda, sadece Bluetooth ya da Wi-Fi kullanarak yakın çevredeki insanlarla haberleşme olanağı sağlamaktadır. Örneğin Signal Offline uygulaması yerel bir ağa bağlı olmadan çevredeki kullanıcılara Wi-Fi üzerinden metin, görsel, ses gibi iletilerinizi ulaştırıyor. Bridgefy ise cihazınızı Bluetooth üzerinden erişim alanındaki diğer cihazlardan biriyle eşleştiriyor. Ağa ne kadar çok kişi katılırsa o kadar büyüyor ve mesajlaşma imkânı tanıyor.”

İHA’lar yer ve hasar tespitine yardımcı oldu

Arama ve kurtarma çalışmalarında yardıma ihtiyacı olan afetzedelerin yer tespitinde ve binaların hasar tespitinde kullanılan bir diğer teknolojinin ise insansız hava araçlarıdır (İHA) olduğunu belirten Gamze Nilsu Çolak, “Havadan çekilen görüntülerdeki binalar ve yollar, yapay zekâ ve makine öğrenmesi ile çıkarımlar yapılarak haritalar daha hızlı oluşturulabilir. Drone teknolojisi ile geçmişteki birçok felakette onlarca hayat kurtardığı gibi, Google tarafından yardım malzemelerinin afet bölgelerine İHA’larla gönderilmesi üzerine bir çalışma da yürütülmektedir.” dedi.

Çolak, afet yönetimi esnasında gerek hatların hasar görmesinden gerek çok fazla talep olmasından kullanılamaz hale gelen telekomünikasyon ağları ile ilgili olarak da açık kaynaklı portatif telekomünikasyon kuleleri geliştirildiğini de kaydederek “Bu kuleler portatif bir şekilde taşınarak ihtiyaç olan yerde çok kısa süre içerisinde kurulabilir. Hatta bazı parçaları olay yerinde 3D yazıcı ile bile oluşturulabilmektedir. Oluşum, Avustralya’da meydana gelen yanardağ patlamasının ardından iletişimin sağlanamadığı Vanuatu’da test edilmiş ve başarılı olmuştur.” dedi.