Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek
Yapay zekâ teknolojilerinin iş dünyasında hızla yaygınlaşması, kurumların dijital dönüşüm anlayışını da değiştiriyor. Süreçleri hızlandıran ve verimliliği artıran yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, dijital güven altyapıları da kurumların rekabet gücünü belirleyen stratejik unsurlar arasında yer almaya başladı. Türkiye’nin ilk elektronik sertifika ve mobil imza hizmet sağlayıcısı E-Güven, önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde, yapay zekâyı kullanan şirketlerin değil, yapay zekâyı güvenli dijital altyapılar üzerinde çalıştırabilenlerin fark yaratacağını açıkladı.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 2026 yılı birinci çeyrek verilerine göre mart ayı sonu itibarıyla güvenli elektronik imza için kullanılan nitelikli elektronik sertifika sayısı 9,93 milyona, mobil güvenli elektronik imza sertifikası sayısı ise 1,29 milyona ulaştı. Böylece toplam nitelikli elektronik sertifika sayısı 11,22 milyon olarak kaydedildi. Bu tablo, kamu hizmetlerinden finans, sağlık ve sigortacılığa kadar birçok sektörde elektronik imzanın yaygınlaştığını ve kurumların dijital süreçlerini güvenli şekilde yönetmeye yönelik yatırımlarının hız kazandığını bir kez daha ortaya koymuş oldu.
Yapay zekâ karar alıyor, dijital güven geçerlilik sağlıyor
Yapay zekâ artık yalnızca içerik üreten veya analiz yapan bir teknoloji olmaktan çıktı. Sözleşme hazırlama, satın alma, insan kaynakları, müşteri hizmetleri ve finans gibi kritik iş süreçlerinde aktif rol almaya başladı. Ancak yapay zekânın oluşturduğu içeriklerin ve desteklediği kararların güvenilir, izlenebilir ve hukuken geçerli olabilmesi için elektronik imza, dijital kimlik doğrulama ve zaman damgası gibi dijital güven teknolojileri kritik önem taşıyor.
Bir örnek olarak yapay zekânın, kurumlar adına sözleşme taslakları hazırlayabildiği ve maddeler konusunda öneriler sunabildiği yapıda, ancak hangi versiyonun onaylandığı, kim tarafından imzalandığı ve belgenin hangi tarihte yürürlüğe girdiğinin elektronik imza ve zaman damgasıyla kayıt altına alınması, sürecin hukuki geçerliliğini ve kurumsal güvenilirliğini sağlıyor.
Benzer şekilde satın alma süreçlerinde yapay zekâ, tedarikçilerden gelen teklifleri maliyet, teslim süresi ve teknik kriterler açısından karşılaştırarak en uygun seçeneği belirleyebiliyor. Buna karşın nihai kararın yetkili kişiler tarafından elektronik imzayla onaylanması hem kurumsal yetki zincirini koruyor hem de işlemin güvenilir ve denetlenebilir olmasını sağlıyor.
Önümüzdeki 3 ile 5 yılda rekabeti dijital güven belirleyecek
E-Güven‘e göre önümüzdeki dönemde dijital güven, kurumların yalnızca siber risklerini azaltan bir unsur olmanın ötesine geçerek operasyonel verimliliği, müşteri güvenini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım alanına dönüşecek.
Kurumlar için yeni değerlendirme kriteri, yapay zekâ kullanıp kullanmadıkları değil; bu teknolojileri ne kadar güvenli, izlenebilir ve mevzuata uygun şekilde yönetebildikleri olacak. Elektronik imza, dijital kimlik ve zaman damgası gibi güven teknolojileri de yapay zekâ çağında dijital dönüşümün temel altyapısını oluşturacak.
E-Güven tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca, önümüzdeki dönemde fiziksel imzanın tamamen ortadan kalkmayacağı, ancak kullanım alanının giderek daralacağı ifade edilirken, asıl dönüşümün imzada değil, iş süreçlerinde yaşandığına dikkat çekildi.
Açıklamada, “Dijital dönüşümün başarısı kullanılan teknolojilerden çok, o teknolojilere duyulan güvenle ölçülüyor. Bu nedenle elektronik imza ve dijital güven teknolojileri, yapay zekâ çağında sürdürülebilir dijital ekonominin en önemli yapı taşları arasında yer alıyor” denildi.










