Rekabet Kurumu’nun Google soruşturması: Dijital pazarlarda kritik eşik
Rekabet Kurulu’nun Google hakkında başlattığı yeni soruşturma, Türkiye’de dijital rekabet politikaları açısından önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Android ekosistemine yönelik uygulamaların yeniden mercek altına alınması, arama motorları ve yapay zeka temelli yeni teknolojilerin pazardaki konumunun nasıl şekilleneceğine dair süreci doğrudan etkiliyor. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emin Köksal, bu gelişmenin Google’ın Türkiye’de bugüne kadar karşılaştığı en kapsamlı rekabet incelemelerinden biri olma potansiyeli taşıdığını vurguluyor.
Google’ın sözleşme yapıları yeniden gündemde
Doç. Dr. Emin Köksal, soruşturmanın temelinde 2018 tarihli Google Android Kararı sonrasında oluşturulan sözleşme yapılarının yer aldığını belirtiyor ve değerlendirmesini şu sözlerle sürdürüyor: “Rekabet Kurulu daha önce Google’dan, mobil ekosistemde rakiplerin önünü açacak düzenlemeler yapmasını istemişti. Ancak yürütülen sektör araştırması, zorunlulukların kaldırılmasına rağmen finansal teşvikler yoluyla fiili bir standartlaşmanın sürdüğünü ortaya koyuyor. Cihaz üreticilerinin tamamının Google ile benzer anlaşmalar imzalaması ve ana ekranlarda alternatif arama çözümlerine yer verilmemesi, rekabetin yapısına ilişkin önemli bir tablo sunuyor.”
Seçim ekranı uygulamasının dijital ekosisteme etkisi
Köksal’a göre seçim ekranı (choice screen) uygulaması, özellikle yapay zekâ temelli arama ve asistan çözümlerinin hızla yaygınlaştığı bir dönemde stratejik bir işlev üstleniyor:
“Seçim ekranı, tüketicilere farklı çözümlerle doğrudan temas imkânı sunan önemli bir mekanizma. Avrupa’daki uygulamalar, bu yaklaşımın pazarda somut sonuçlar üretebildiğini gösteriyor. Yapay zekaya yönelik ilginin arttığı mevcut konjonktürde, bu tür uygulamalar yeni teknolojilerin ve yenilikçi fikirlerin kullanıcıya ulaşmasını kolaylaştırıyor.”
Dijital rekabette uzun vadeli bir çerçeve ihtiyacı
Rekabet Kurulu’nun başlattığı soruşturmanın, yalnızca Google’ın faaliyetleriyle sınırlı olmayan daha geniş bir etki alanına sahip olduğunu belirten Köksal, sürecin Türkiye’nin dijital pazarlara yaklaşımı açısından da kritik bir eşik oluşturduğuna dikkat çekiyor: “Dijital pazarlarda rekabetin korunması, yalnızca tekil soruşturmalarla sağlanamaz. Özellikle yapay zekânın arama, keşif ve kullanıcı etkileşimini hızla dönüştürdüğü bir dönemde, daha öngörülebilir ve çevik bir düzenleyici çerçeveye ihtiyaç var. Böyle bir çerçeve, yapay zeka temelli çözümler ve yerli geliştiriciler için gerçek ölçeklenme fırsatları yaratır.” Köksal’a göre bu yaklaşım, yalnızca teorik bir hedef değil, pratikte de karşılığı olan bir gereklilik: “Yerli teknoloji şirketleri tarafından geliştirilen Codeway ve HubX gibi yapay zeka temelli uygulamalardan, yerel kullanıcılar için geliştirilen Yandex AI çözümlerine; Samsung ile varsayılan yapay zeka asistanı iş birliği gerçekleştiren Perplexity gibi küresel örneklere kadar pek çok yeni oyuncu, doğru erişim noktalarına ulaştığında hızla büyüyebiliyor. Seçim ekranı gibi mekanizmalar, bu erişimi mümkün kılarak yeniliği hızlandırıyor. Nihai olarak bu süreç, yalnızca geliştiriciler için değil, daha fazla alternatifle buluşan tüketiciler için de kazanım anlamına geliyor.”










