Ekim 27, 2026
Hyundai IONIQ3 Banner

Yapay Zekâ Küresel Ticareti Hızlandırdı: Dünya Ticaretinde 15 Yılın Rekoru

Yapay Zekâ Küresel Ticareti Hızlandırdı: Dünya Ticaretinde 15 Yılın Rekoru

Yapay zekâ yatırımları, artan gümrük vergileri ve jeopolitik gerilimlere rağmen küresel ticaretin büyümesini hızlandırdı. DHL ve New York Üniversitesi Stern İşletme Fakültesi tarafından yayımlanan yeni rapora göre, küresel mal ticareti 2026’nın ilk yarısında, pandemi sonrası olağanüstü toparlanma dönemi dışında, son 15 yılın en hızlı yarıyıl büyümesini kaydetti. Küreselleşme ise 2025 yılında yüzde 25,8 ile rekor seviyeye ulaştı.

Yapay zekâ yatırımları dünya ticaretini nasıl etkiliyor?

Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi için yapılan yatırımlar, yalnızca yazılım sektörünü değil, küresel üretim ve lojistik ağlarını da etkiliyor. Özellikle yarı iletkenler, ağ ekipmanları ve veri aktarım teknolojilerine yönelik artan talep, ülkeler arasındaki mal ticaretini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

27 Ekim 2026’da yayımlanan DHL Globalization Tracker raporunda, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve OECD analizlerine dayanan veriler de bu eğilimi ortaya koyuyor. Yapay zekâ teknolojilerini destekleyen ürünler, 2025 yılında mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42’sini oluşturdu. Bu oran, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 76’ya yükseldi.

DHL Express CEO’su John Pearson, küresel ticarette yapay zekânın önemine dikkat çekerek çiplerin, ağ ekipmanlarının ve diğer teknolojik bileşenlerin doğru zamanda doğru yerde bulunmasının kritik hale geldiğini belirtti. Pearson’a göre, yapay zekâ alanındaki yenilikler yeni ticaret akışları oluştururken uluslararası lojistik ağları da bu akışların devamlılığını sağlıyor.

Küresel ticaret 2029’a kadar büyümeye devam edecek

Raporda küresel ticaretin geleceğine ilişkin beklentiler de yukarı yönlü revize edildi. Buna göre küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 3,4 büyümesi bekleniyor. Önceki on yılda kaydedilen yıllık ortalama büyüme oranı ise yüzde 2,7 seviyesindeydi.

Bu tahmin, ABD’nin gümrük vergilerini artırdığı ve jeopolitik gerilimlerin ticaret yollarını etkilediği bir dönemde küresel ticaretin dayanıklılığını koruduğunu gösteriyor.

NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi’nde DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü olan Prof. Steven A. Altman, ticaret beklentilerinin son dönemdeki gelişmelere rağmen güçlenmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Altman, şirketlerin değişen ticaret politikalarına ve aksaklıklara uyum sağlayarak uluslararası ticaretin devamlılığını koruduğuna işaret etti.

Doğu Asya ve Pasifik ticaret büyümesinde ilk sırada

DHL raporuna göre, 2026 yılının ilk beş ayında ticaretin en hızlı büyüdüğü bölge Doğu Asya ve Pasifik oldu. Bölgenin ticaret değeri, 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 24 arttı.

Bölgelere göre ticaret artışları şöyle sıralandı:

  • Doğu Asya ve Pasifik: Yüzde 24
  • Avrupa: Yüzde 12
  • Sahra Altı Afrika: Yüzde 11

Doğu Asya ve Pasifik’in öne çıkmasında, yapay zekâ teknolojilerinin üretiminde kullanılan bileşenlere yönelik talep ve bölgedeki güçlü tedarik zincirleri etkili oldu.

Bölgenin kendi içindeki ticaretinin toplam ticaretindeki payı da yükseldi. Bu oran 2025’te yüzde 57 iken 2026’nın ilk beş ayında yüzde 60’a ulaştı. Veriler, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların Asya’daki üretim ve tedarik ağlarını güçlendirdiğine işaret ediyor.

ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimi küresel ekonomiyi bölüyor mu?

ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda önemli ölçüde zayıfladı. Ancak rapor, bu ayrışmanın dünya ekonomisini tamamen birbirinden kopuk ticaret bloklarına bölmediğini ortaya koyuyor.

ABD ile Çin arasındaki ticaretin dünya ticaretindeki payı, 2015’teki zirve döneminde yüzde 3,5 seviyesindeydi. 2026’nın ilk beş ayında bu oran yüzde 1,6’ya geriledi. İki ülke arasındaki uluslararası işletme yatırımlarının payı ise yüzde 1’in altında kaldı.

Bununla birlikte, ABD’nin Çin’e olan bağımlılığını yalnızca doğrudan ticaret rakamlarıyla değerlendirmek yeterli olmayabilir. Rapora göre, ABD’nin üçüncü ülkelerden ithal ettiği ürünlerde Çin menşeli malzeme ve bileşenler giderek daha fazla yer alıyor.

Dolaylı ithalatlar da hesaba katıldığında, ABD’nin Çin’e olan bağımlılığı 2024 yılına kadar yalnızca sınırlı ölçüde azaldı. Ayrıca ABD’nin yakın müttefiklerinin Çin ile ekonomik ilişkilerini büyük ölçüde sürdürmesi, küresel ticaret ağlarının beklenenden daha bağlantılı kaldığını gösteriyor.

Gümrük vergileri ve jeopolitik gerilimler ticareti nasıl etkiledi?

ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri onlarca yılın en yüksek seviyelerine ulaşırken, bu politikaların küresel ticaret üzerindeki genel etkisi rapora göre sınırlı kaldı.

Raporda bu durumun nedenleri arasında ABD’nin dünya ithalatındaki payının yaklaşık yüzde 13 olması ve Ağustos 2026 itibarıyla ABD ithalatının yaklaşık yarısının tarife artışlarından muaf tutulması gösteriliyor. Ayrıca birçok ülke geniş kapsamlı misilleme adımları yerine alternatif pazarlara erişim sağlayacak yeni ticaret anlaşmalarına yöneldi.

Öte yandan İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, bazı önemli ticaret güzergâhlarında aksamalara neden oldu. Bu gelişmelerden özellikle Hürmüz Boğazı’na bağımlı ekonomiler etkilendi.

Raporda yer alan verilere göre, 2026’nın ilk beş ayında ticaret hacmi Suudi Arabistan’da geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 37, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise yüzde 7 geriledi.

Bu rakamlar, küresel ticaretin genel büyümesini sürdürmesine rağmen belirli ülkelerin ve ticaret yollarının ciddi risklerle karşı karşıya kalabildiğini ortaya koyuyor.

Küreselleşme yüzde 25,8 ile rekor kırdı

DHL Globalization Tracker, yalnızca mal ticaretini değil, sermaye, bilgi ve insan hareketlerini de inceleyerek küreselleşmenin genel seviyesini ölçüyor.

Rapora göre küreselleşme 2025 yılında yüzde 25,8 ile rekor düzeye ulaştı. Bu ölçümde yüzde 0, sınır ötesi akışların olmadığı; yüzde 100 ise sınırların ve mesafenin uluslararası akışlar üzerinde hiçbir etkisinin bulunmadığı teorik düzeyi ifade ediyor.

Dört temel akış kategorisinin tamamı yeni rekorun oluşmasına katkıda bulundu. Uluslararası bağlantılılığın en yüksek olduğu alan bilgi akışları olurken, bunu sermaye ve ticaret akışları izledi. İnsan hareketleri ise bu kategoriler arasında en düşük küreselleşme seviyesine sahip alan olarak kaldı.

Yapay zekâ yatırımları ve bu teknolojilerin üretimi için gereken uluslararası tedarik ağları, küreselleşmedeki artışı destekleyen unsurlar arasında yer aldı.

Şirketler tedarik zincirlerini yeniden tasarlamalı mı?

Rapor, şirketlerin küresel pazarlardan tamamen çekilmek yerine tedarik zincirlerini olası aksaklıklara karşı daha dayanıklı hale getirmesinin önemini vurguluyor.

Üretimi farklı ülkelere taşımak veya belirli pazarlara bağımlılığı azaltmak, işletmelerin değerlendirebileceği seçenekler arasında bulunuyor. Ancak bu kararların uluslararası pazarlara erişim, maliyet avantajları ve rekabet gücü üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerekiyor.

DHL’nin değerlendirmesine göre, şirketlerin tedarik zinciri dayanıklılığını artırırken küresel bağlantıların sunduğu fırsatları koruması önem taşıyor. Uluslararası pazarlardan geri çekilmek, rakiplerin küresel ölçekte faaliyetlerini sürdürdüğü bir ortamda işletmelerin rekabet gücünü zayıflatabilir.

Sonuç olarak, DHL Globalization Tracker’ın Ekim 2026 verileri, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların küresel ticarette giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Gümrük vergileri ve jeopolitik gerilimler risk oluşturmaya devam etse de küresel ticaretin büyüme beklentilerinin güçlenmesi, uluslararası üretim ve lojistik ağlarının önemini koruduğuna işaret ediyor.

Kaynak

DHL Globalization Tracker – Resmî rapor ve veriler

Reklam